19.yy.
Tarih sahnesinde olmayan Polonya, kendi ülkesinde bir prensliğe dönüşüyor ve her yönden bu adi geçen ülkelere bağlı şekilde varlığını sürdürüyor. Bağımsızlık için ayaklanmalar İstanbul’dan, Paris'ten idare ediliyor. Ruslara karşı savaş yine Osmanlı saflarından yapılıyor. Konstantyn Borzecki (Mustafa Celaleddin Pasa) Türklerin tarihini yazıyor ve Türk Milli Bilincini uyandırmaya çalışıyor. Atatürk onun için “Bu Polonyalı gerçek altından anıta layıktır” diyor.
20.yy.
1918, Versay Antlaşması ile Polonya yeniden siyasi bir varlık oluyor. Türkiye Cumhuriyeti'ni resmi olarak tanıyan ünlü Lozan Antlaşması’nın Avrupa devletlerince imzalanmasından bir gün önce, Türkiye Cumhuriyeti'ni ilk tanıyan Avrupa devleti, Polonya Cumhuriyetiydi.
1920, Polonya, Bolşeviklerin Bati Avrupa'ya girmelerini engelliyor.
1939, Polonya 4.paylaşımı yaşıyor. 1.Eylül günü Almanya Polonya'ya saldırıyor. Hükümet Paris'e taşınıyor.
1940'da Paris düşünce, hükümet Londra'dan temsil ediliyor.
1944, Sovyetler Polonya’yı Almanların elinden “kurtarıyor”.
1945, Yalta Antlaşmasıyla Sovyetler Polonya’yı tanıyor ve ülke komünist blokta yer alıyor.
1981, Dayanışma Sendikası ile Komünist yönetimin çekişmeleri neticesinde Ordu yönetime el koyuyor 1983'e kadar süren sıkıyönetim.
1978, II. Jan Paul Papa oluyor.
1989, Demokrasi Polonya'ya geri dönüyor.
1990, Polonya Serbest Piyasa Ekonomisiyle tanışıyor. “Solidarnosc” - Dayanışma Sendikasının Başkanı Lech Walesa cumhurbaşkanı seçiliyor.
1991, ilk demokratik serbest seçimler.
1993, son Sovyet askerleri de ülkeyi terk ediyor.
1994, Avrupa Birliği’ne resmi aday oluyor.
1995, Paradan 4 sıfır atılıyor.
1998, AB ile müzakerelerin başlaması.
1999, NATO üyeliği.
2004, 1.Mayıs Polonya bir Avrupa Birliği tam üyesi. |