Bu kamplar, Naziler zamanında dış dünyadan tecrit edilmişti. Hiçbir telefon bağlantısına, giriş-çıkışa ve posta hizmetlerine izin verilmiyordu. Kampların etrafını üzerlerine elektrik verilen dikenli tellerle çevirdiler. Kampa getirilen insanlar, bir bir “ise yarar, ya da ise yaramaz” diyeseçiliyordu. İşe yarayan genç tutsakları çalıştırıyor, çocukları, yaşlıları ve hamile kadınları da öldürüyorlardı. Hatta kampa geliş sırasında, çalışma kamplarına gidişte ve dönüşte, yine kamp esirleri tarafından kurulan bir orkestra müzik çaliyor, bu müzik esliğinde kampa giriliyor ve çıkılıyordu.
Kampların şartları akil alamayacak kadar kötüydü. Günde 2 kez yemek veriliyordu. Sabahları ve akşamları 1 tas çorba. Çoğu zaman da mahkûmların bu yemeği yemelerine bile izin verilmiyordu. Aşağılamalar, hakaretler ve dayaklar, kampın ayrılmaz bir parçasıydı. Müzenin içini gezerken duvarlarda göreceğiniz yazılardan da anlayabileceğimiz üzere bu kamplar, hedef seçilmiş ırkları-Polonyalıları-Yahudileri-Çingeneleri, Alman ırkından temizlemek üzere kurulmuştu. Kamplar 40 km² lik bir alan üzerine kurulmuştu. SS subayları bu kamplarda aileleri ile birlikte kalıyordu ve yabancı dil, özellikle Almanca bilen esirler, özel hizmetli statüsünde SS'ler için çalıştırılıyorlardı. Kamplarda, ihtiyaçlara yönelik kullanılmak üzere marangoz, torna-tesviye, elektrik atölyeleri de kurulmuştu.
Bu kampların en kötü taraflarının başında, hapishaneler geliyordu. Sudan sebeplerle sözde hâkimin karşısına çıkarılan mahkûmlar, ya ölüm, ya da çok ağır hapis cezalarına çarptırılıyorlardı. Hapis şartları inanılamayacak kadar kötü ve insanlık dişiydi. 1m², 4 tarafı duvar olan bir odacığa 4 kişi konuyor, tuvalet izni bile verilmeden ayakta durmak suretiyle 12 saat hapis tutuluyor ve sabah yeniden çalıştırmaya yollanıyordu. Bu hapishaneler Auschwitz kampında, Almanların yok etmesine fırsat verilmeden ele geçmiş ve ziyarete açıktır.
Yapılan zulümler bununla da kısıtlı değildi. “Kızıl Ev” adi verilen (kızıl tuğladan yapılan bir bina olduğu için bu ad verilmiş) Bu binada canlı insanlar üzerinde tıbbi deneyler yapılıyordu. Kampın kurulduğu yıllardan itibaren bu deneyler devam etti. Savaşın bitimiyle beraber öldüremedikleri, üzerlerinde deney yapılmamış insanlar günümüze delil olarak kalabildiler. Özellikle Doktor Mengel'in meşhur deneyleri iste bu kamplarda, bu kızıl evde yapılıyordu.
Resmi ele geçirilen, kayıtları tutulabilen 1.100.000 Yahudi, 140.000 Polonyalı, 20.000 Çingene, 10.000 Sovyet esiri bu kamplara getirilmiş ve yok edilmişlerdir.
|