XIII. yüzyıldan itibaren işletiliyor ve bugün Polonya' nin en çok turist çeken turistik merkezlerinden biridir. Şehrin altında yer alan toplam 9 kattan oluşan bu madenin toplam derinliği 327m. Madenin içindeki toplam yürüyüş alanı 300 km olup 3000 tane odacık mevcuttur. 64m ile 135 metreler arasındaki kısımlar gezilebilen yerlerdir. İçeride çalışan isçilerin heykelleri ve kabartmalarını görmek mümkündür. Ziyaretin sonunda 125m derinlikteki hediyelik eşyaların da satıldığı, postanenin ve restaurantların bulunduğu yerde dinlenmek mümkündür. Yerin altında, Wessel nehrinin bulunduğu yer astım hastalarına rehabilitasyon hizmeti de veren bir sağlık merkezi konumundadır.
Polonya'da tuz madeni isletmeciliği 995'ten beri yapılıyordu. Bu isin merkezide Wieliczka’ydı. Ancak 13.yüzyıla kadar düzenli bir üretime geçilemedi. Ancak bu yüzyılda da bir tuz madeni vasfını kazandı ve et, balık, deri muhafazasında, barut yapımlarında kullanıldı. Özellikle 15.yüzyılın II. yarısında bu tuz madenlerinden o kadar iyi gelir elde edildi ki Wawel Kalesi'nin onarımına ve ilave bölümlerin yapılmasına sponsorluk yaptı.
1772 yılında Polonya ilk parçalanmasıyla beraber tuz madenleri üzerindeki hâkimiyetini kaybetti ve bu madenler Avusturyalıların yönetimine geçti. Avusturyalılar tüm teknik şartları değiştirerek el matkaplarının yerine havali matkaplar kullandılar. Taşıma şartlarını modernize ederek üretime hız ve kolaylık kazandırdılar. Madenin içine tuz çıkarmakta ise yarayacak parçaları üretmek için bir tesviye ve marangoz atölyesi bile kuruldu. I. ve II. Dünya savaşları arası bu madenler, rehabilitasyon ve turizm merkezi gibi hizmet verdiler. Tuz, yılan ısırıklarında, çıban, anjin ve daha pek çok hastalığın tedavisinde kullanılan değerli bir madendir. Ancak ortaçağ şartlarını düşünecek olursak, et balık, peynir gibi yiyecek maddelerinin uzun süre saklanmasını sağlamakta kullanılıyordu. İste özellikle bu yanlarıyla, altından bile değerliydi deniyor günümüzde. Hastalığı olan insanlar, bilhassa XIX. yüzyilda bu tuz madenlerine gelip tuz havuzlarına girip şifa aradılar. Tuz havuzları, bronşitli astım, bronşit, zatürree, zatürcem gibi solunum yolu hastalıklarına iyi gelmektedir. Ancak ne var ki bu şifa merkezinden herkes rahatça faydalanamıyordu. Madene girmek tuz madenlerinden şifa amaçlı da olsa faydalanmak bile özel bir izne tabiiydi.
Nazi döneminde bu madenler, tamamen askeri amaçlı, barut üretimine yönelik kullanıldı. 50'li yıllarda ise turizme hizmet vermeye başladı. 1979 yılında UNESCO'nun koruma listesine |